19.02.2026
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Muğla Akbelen'de yeni arazilerin madene açılması üzerine, TBMM’de diğer muhalefet partilerinin temsilcileri ve bölge halkının da katılımıyla düzenlenen basın toplantısında konuştu. CHP’li Günaydın, şunları dile getirdi:
“Muğla'dan çok değerli konuklarımız var; odalardan, sendikalardan, demokratik kitle örgütlerinden gelenler var. Ama en önemlisi köylülerimiz, üretici arkadaşlarımız, işin gerçek sahipleri buradalar. Dolayısıyla biz onların buradan sözlü olmaya gayret ediyoruz. Muğla milletvekilimiz Gizem Özcan, bizim Çevreden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Evrim Rızvanoğlu, sevgili Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekilimiz Selçuk Özdağ, sevgili DEM Parti Grup Başkanvekilimiz Gülistan Kılıç Koçyiğit ve sevgili İbrahim Akın milletvekili arkadaşımızla birlikteyiz.
Bu birlikteliğin şöyle bir önemi var arkadaşlar: Şu anda CHP, DEM ve Yeni Yol Grubunu görüyorsunuz. Aslında İYİ Parti de buradaydı ama Meclis kapandığı için grup başkanvekilleri Ankara dışındalar şu anda. Biz şu anda bir 4 siyasal parti grubu olarak, 'Toprağımızı Vermiyoruz İnisiyatifi'nden de katılan 4 arkadaşımızla birlikte 8 kişi hem yaşamın içerisinden hem de Türkiye Büyük Millet Meclisinden çevreye ve ekolojik dengeye yönelik saldırılara karşı bir hat kurmaya çalışıyoruz. Şunu da belirtmeliyiz ki, başından beri bu toplantılara Türkiye İşçi Partisi de katıldı, EMEP de katıldı, Yeniden Refah Partisi de katıldı. Tabii Yeni Yol Grubu içerisinde zaten Saadet Partisi'nin, DEVA’nın ve Gelecek’in temsil edildiğini hep beraber biliyoruz. Bu koordinasyon grubu, saydığım dörtlü koordinasyon grubu her 6 ayda bir değişmek suretiyle siyasi yelpazedeki tüm siyasal partilerin bu çabaya katılmasını ve etkinlikle bu mücadeleyi yürütmesini amaçlıyoruz. Mesele herhangi bir siyasal partinin öne çıkması değil, tam tersine bir demokratik dayanışma ilişkisi içerisinde birleşmek, doğayı ve çevreyi korumak. Bunun için gayret ediyoruz.
Neden Milas'tan, Akbelen'den, Bodrum'dan, Muğla'dan bu kadar arkadaşlar buradalar? Arkadaşlar mesele inanılmaz ölçüde bir talanı tarif ediyor. Yalnızca 2026 yılının Ocak ve Şubat ayları içerisinde MAPEK kararlarıyla 667 yeni maden sahası işletmeye açıldı. Bunların 35'i Muğla’da. Bu 164 bin dönümlük bir alanı tarif ediyor. Daha rahat anlaşılsın diye söylüyorum; 23 bin futbol sahası yalnızca bu yılın Ocak ve Şubat ayı içerisinde maden ruhsatına kavuşturuldu, buna yönelik bir işlem yapıldı. Muğla'nın 12 bin kilometrekarelik toplam yüzölçümünün yüzde 68'i maden ruhsatına açık durumda. Bu 1 milyon 235 bin futbol sahası anlamına geliyor. Yani orta yerde Muğla diye bir yer bırakmamaya yemin etmiş bir çaba var ve bu çaba acele kamulaştırma gibi aslında kamusal ülke güvenliğine yönelik zorunluluk nedenleriyle çıkartılmış hukuki düzenlemeleri açıkça kamunun şirketlere memleketi talan izni vermesi için kullanıyor. Yani vatandaşın tarım alanını, orman alanını, zeytinliğini kamu geliyor, “ben buraya el koyuyorum ve yeni sahibi de şu şirkettir” diyor. Bu kadar basit...
Yüzyıllardır, binlerce yıldır orada yaşayan insanlar ağaçlarına sarılarak “yeter artık” diyorlar. Bu sesi bütün Türkiye'nin duyması lazım. Eğer siyasi yelpazenin her tarafından müktesebatları birbirinden çok farklı olan siyasal partiler bu meselede bir araya gelmişlerse bu meselenin aslında vahametini de açıkça ortaya koymaktadır.
Biz bu mücadelede köylü arkadaşlarımızın tam da yanında olmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımız çok güzel ifade ettiler. Muğla'da yine burada sayılan siyasal partilerden temsilcilerin katılımıyla ama mitingi düzenleyen arkadaşlarımız, bu sivil inisiyatiften arkadaşlarımız bizi davet ettiler. Bizim konuşma sıramızı ve sürelerimizi onlar belirlediler. Yani siyasetin patronajında değil, yaşamın, halkın patronajında bir miting yaptık. Geçen hafta da Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz orada yine bir mitingdeydik. Hep beraber gayret edeceğiz. Bu memleketin taşı toprağı bizim, bu memleketin taşı toprağı kurdun kuşun; bu memleketin taşı toprağı sermayenin peşkeş alanı değil.”